Galiz Kahraman

galiz-kahraman-2

Bilinmeyen bir tarihte bilinen bir semtte Kadıköy’de mükemmel insan Efendimiz İdris Amil Hazretlerinin hayatını anlatan enfes bir İhsan Oktay Anar eseri. Bildiğimiz İhsan Oktay Anar diline nazaran bana daha sade bir dil kullanmış gibi geldi. Ya da tüm kitaplarını okuyunca belli bir aşinalık olmuş da olabilir. Okumaya başladığımda ilk dikkatimi çeken bu olmuştu.

galiz-kahramanKitabın kapağı yukarıdaki gibi. Kitabı okuyanlar farkedecektir, kapakta yer alan çizimlerin hepsi bir şekilde kitabın içeriğinde bir yerlerde geçiyor veya kullanılıyor. Bunu farkedince ilk iş ön kapağa bakıyorum ben neyle karşılaşacağımı az çok öğreneyim diye. 181 sayfalık kitabın başlangıcında tam olarak olaya dahil olamıyorsunuz en azından ben öyle hissettim, yani olaylar bir anda gelişmiyor(Ben aralıklı okuduğum için öyle gelmiş de olabilir). Baş kahramanımız Efendimiz İdris Amil Hazretleri. Kadıköy’de doğmuş. Şahsına münhasır enteresan bir kişilik. Şu hayatta gayesi bir yerlere gelmek tabiri caizse meşhur olmak. Efendimize göre bunun iki yolu var. İşte hikaye de tam bu yollar üzerine kurulmuş ve İhsan Oktay Anar’ın o harika benzetmeleriyle devam ediyor.  Aralar da Efgan Bakara karakteri üzerinden de müthiş tiratlar var. Tüm Oktay Anar kitaplarında olduğu gibi yine enteresan olaylar, fantastik icatlar ve bir o kadar da farklı karakterler var. Ayrıca yer yer müthiş göndermeler olduğunu zannediyorum. Tabi tamamen bir komplo teorisinden ibarette olabilir lakin okuyanlar da bir acaba düşüncesi uyanacaktır. Kahramanımızın da bir mottosu var tabi ondan bahsetmeden olmaz:

Hüüüüüüüüüüüüüüüpp!Jjjjjjjjjjjjjjjjt! Nah-ha!

Okumak için tavsiye edebileceğim, zaten bir şekilde yazarın diğer kitaplarını okuduysanız okumak isteyeceğiniz alışılmışın dışındaki tarzıyla bir anti-kahramanımsı bir karakterin hikayesi Galiz Kahraman. Yani adı gibi galiz bir kahraman. Benim favori karakterim ise kesinlikle Efgan Bakara’dır.

Aklımda yer etmiş bir kaç alıntı:

Yükselmiş birini düşürmek, yahut onun düştüğü görmek, aşağıdakilerde adaletin yerini bulduğu hissini uyandırır ve onlara mutluluk verirdi.

 

Efgan Bakara hani şu, okullarda okutulup da talebelerin kafasını ütüleyen fizik, kimya, biyoloji gibi saçma sapan ilimlerle uğraşan bir inekti. Zaten fizikçiler, kimyacılar da inek değiller miydi? Bu inekler içtimai meselelerle uğraşmak yerine laboratuvarlara kapanmışlardı. Bu fiyakasız ilimleriyle elbette kadın kız tavlaymazlardı.  Efgan Bakara da böyle olacaktı elbet. Üstelik bu fodul epey dindardı. Garip garip konuşuyor, mesela Kopernik isimli bir papaz, Mendel diye birinin de keşiş olduğunu söylüyordu. Kaşalotzadeye göre Nefton ve Kelvin isimli şahıslar da, Mak Plank da gayet dindardılar. Ayrıca enayi, Ayışıtan diye bir fizikçinin, yaratılmamış bir kainatın imkansız olduğunu beyan ettiğini söylemekteydi. Anlaşılan o ki, fen adamları pek o kadar da münevver sayılmazlardı; bunlar olsa olsa, kadın kızdan uzak bir hayatı tercih eden ineklerdi.

Arka kapak fotoğrafıyla bitirelim,

galiz-kahraman-kapak

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir